| |||||||||||||||||||||
| |ısparta haber|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya | |||||||||||||||||||||
ÖSS öncesi ALTIN ÖĞÜTLER
Konunun uzmanından ÖSS sınavına girecek öğrencilere 'sınav kazandıracak' öğütler: '3N'ye dikkat edin.. Heyecanınıza yenilmeyin..'
Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Sait Gürsoy: Sınavda bilginin yanında zamanlama da çok önemli. Panik ve stres yaratacak durumlardan kaçınan öğrencilerin kazanma şansı daha fazla.
Türkiye’nin yarınları olan gençlerin gelecekteki hayatlarını şekillendirecek ÖSS sınavı için geri sayımın sonuna yaklaşılırken, heyecan doruk noktaya ulaştı… Öğrenciler, uzun süredir geleceklerini belirleyecek sınav için araştırıyor, çalışıyor, ter döküyor… Şimdi sıra soğukkanlı bir şekilde öğrenilen bilgileri, cevap kağıdına yansıtmaya geldi. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 14 Haziran 2009 tarihinde gerçekleştirilecek Öğrenci Seçme Sınavı’nın (ÖSS) başvurularını 16 Şubat-27 Mart 2009 tarihleri arasında kabul etti. Adaylar, 14 Hazirandaki ÖSS için 16 Şubattan itibaren 27 Marta kadar başvuru yaptı. 21 Haziran 2009 Pazar günü gerçekleştirilecek YDS’ye başvurular da aynı tarihler arasında yapıldı. ÖSS ve YDS başvuruları, liseler ile ÖSYM sınav merkezi yöneticiliklerinde alındı. ![]() 2009 yılında 101 bin 224'ü sınavsız geçiş, 1 milyon 349 bin 782'si ÖSS olmak üzere toplam 1 milyon 451 bin 6 aday başvuru yaptı. Uzun bir maraton koşuldu ve Haziran itibariyle ÖSS kapıya dayandı. Peki 2010 yılında uygulanmaya başlanacak yeni sıvan sistemi öncesindeki son ÖSS sınavı olan, 2009 ÖSS’de öğrenciler nelere dikkat etmeli? Sınav öncesi ne yapmalı, nelerden kaçınmalı? Ekovitrin bu soruları işin uzmanına Sabah Gazetesi Eğitim Yazarı Sait Gürsoy’a sordu. İşte bir eğitimcinin gözüyle ÖSS’ye girecek gençlerin ve onların bu heyecanına ortak olan ailelerin izlemesi gereken yollar: ![]() ÖSS’ye girecek öğrencilere öncelikle ne tavsiye edersiniz? Öğrencilerimiz öncelikle heyecanlarını yenmeli, bir başka ifadeyle sınavda heyecanlarına yenilmemeli. Stres ve heyecan nedeniyle panikleyip yanlış işaretleme yapan veya bildiği soruyu doğru cevaplayamayan öğrencilerimiz oluyor. Bu nedenle öğrencilerin öncelikle üzerlerindeki heyecanı atması lazım. Sonuçta öğrencilerimiz 1 puanın bile, 10 bin kişiyi oynattığı bir sistemde sınava giriyor. Bu durum haliyle bir takım psikolojik baskıları beraberinde getiriyor. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu arada 21 Haziran’da gerçekleştirilecek ÖSS için birde ailelere çağrıda bulunmak gerekir. Çocuğunun üniversiteye girmesini isteyen aileler, baskı oluşturacak yaklaşımlardan kaçınmalı. Anne, babalar çocuklarına tavsiyelerde bulunup, yol göstermeli ancak hiçbir zaman kendi dünyalarını ve hedeflerini çocuklarının üzerinde tatbik etmemeli. 2009’DA BAŞVURULAR AZALDI Bu yılki ÖSS’ye kaç öğrenci girecek? 14 Haziran 2009’da yapılacak sınav için 101 bin 224'ü sınavsız geçiş, 1 milyon 349 bin 782'si ÖSS olmak üzere toplam 1 milyon 451 bin 6 aday başvuru yaptı. Tabii ki ÖSS dünyanın en zor sınavı ve maalesef sadece en iyiler bu sınavı kazanıyor, diğerleri ise eleniyor. Geçen yılki ÖSS’ye toplam 1 milyon 643 bin kişi başvuru yapmıştı, bu rakam 2009’da biraz geriledi ve yaklaşık 200 bin kişilik bir düşüş gerçekleşti. 2008’de üniversiteye girişte baraj puanları 4 yıllıklar için 165’e, 2 yıllık yerler için de 145 puana düşürülmüştü. Bu nedenle öğrenci sayısı ve yerleştirme oranı fazla olmuştu. Sonuçta 2009’da mezun öğrenci sayısı azaldığı için öğrenci sayısında bir düşüş sözkonusu. Bu tabii ki üniversite adayları için bir avantaj olarak görülebilir. Ancak öğrenciler buna çok da güvenmemeli. Çünkü okulların kontenjanları belli ve sıralama yarışı var. Burada kim kimden daha çok net yaptıysa ve kim kimden daha yüksek puan aldıysa yine o kazanacak. 2010’DA SINAV SİSTEMİ DEĞİŞİYOR 2010’da uygulanmaya başlanacak yeni sınav sistemini değerlendirir misiniz? Sınav sistemiyle ilgili konuşmadan önce sınavın, evvela zamana karşı verilen bir yarış olduğunu hatırlatmak gerekir. Bilginin yanında zamanlama da çok önemli. ÖSS sınav sistemi 2010’da değişiyor ve yeni bir sistem getiriliyor. Bu yıl son kez uygulanacak bu sistem, önümüzdeki yıl öğrencilerimizin karşısına çıkmayacak. 2010’da uygulanacak yeni sistemde adayların ders guruplarına göre başarısı değil, her dersteki başarı durumu göz önünde tutulacak. Burada testlere aynı süre verilecek, adayların derslerde birebir başarısı önem kazanacak. Eskiden fen öğrencisi sayısal puanıyla hem tıbba, hem mühendisliği girebilirken, yeni sistemde bunun adı Matematik–Fen puanı olacak ama bir yere girerken bazıları matematik–fen punı1, bazıları 2, bazıları3, bazıları ise 4 ya da 5’le girecek. Bu da şu anlama gelecek artık öğrencilerin ders grubu başarısı değil, ders başarısı ön planda olacak. Üniversiteyi giriş sınav sistemine baktığımızda 2 tane sistem karşımıza çıkıyor. Birincisi Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı, ikincisi ise Lisans Yerleştirme Sınavı… Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı Nisan’ın ilk haftası, Lisan Yerleştirme Sınavı ise Haziran’ın ikinci haftasında yapılacak. Haziran’ın ikinci haftasını takiben ilk cumartesi günü matematik, ilk pazar günü sosyal, ikinci Cumartesi günü fen bilimleri, ikinci pazar ise edebiyat, coğrafya ve öğleden sonra dil testleri yapılacak. Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı’nda ise Türkçe, temel matematik, sosyal ve fen bilimleri soruları sorulacak. Daha çok temel düzey seçme niteliğinde olacak bir sınavdır, bunun sonucunda 3 puan oluşacak. Bu puanlar eşit ağırlıklı, sözel ve sayısal puanlar olacak. Bunlarla 2 yıllık Meslek Yüksek Okulları’na, Özel Yetenek Sınavları’na başvurularda, ya da Açık Öğretim Fakültesi’ne girişlerde ve 4 yıllık bazı Yüksek Okul’lara girişte kullanılacak. Özetle Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı mevcut sistemdeki alan testiyle birebir aynı. Bu nedenle adayların tedirgin olmasına gerek yok. Ancak adayların Haziran’daki sınava girebilmesi ve adı Matematik-Fen, Türk-Matematik, Türkçe-Sosyal ya da dil olan tercihler yapabilmesi için Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı’nın sonunda elde edilen YGS SAY, YGS SÖZ, ya da YGS eşit ağırlık puanların herhangi birinden barajı aşması şart. Bu sınavda süre 180 dakika, çıkabilecek soru sayısı 180’dir. Bu soruların 45’i Türkçe, 45’i matematik, 45’i sosyal, 45’i de fen bilimlerinden gelecek. Sonuç itibariyle adaylarımız 2010’da ÖSS’de yapılacak yeniliğin bilgide herhangi bir değişikliğe yol açmadığını, sadece sistemsel değişiklikten ibaret olduğunu bilmeli ve buna göre rahat davranmalı. Test çözümüne farklı yaklaşım Sait Gürsoy her bir alanda öğrencilerin testleri nasıl çözeceğini eğlenceli bir benzetmeyle anlatıyor. Sınav salonumuz bir lokanta olsun. Pazar sabahı önce sayısal 2 puanıyla bir lisans programı seçmek isteyen öğrencimiz girsin lokantamıza ve garsona şöyle seslensin: “Bana çok yüksek puan getirecek olan mat1, mat2, fen1, fen2 karışık ızgara getir.” Yemeğini öyle yiyor ki tabak tertemiz oluyor. Ardından tepeleme Türkçe soslu makarna istiyor. Karnı doyabilir ama bir soda içip devam ediyor, yani mola veriyor. Şimdi sıra sosyal1 tatlısında. Gelelim eşit ağırlık öğrencisine. İlk sipariş mat1, mat2, Türkçe, edebiyat, sosyal karışık ızgarası. Sonra tepeleme sosyal1 soslu makarnayı mideye indiriyor ve sıra fen bilimleri1 tatlısında. Hepsini yemese bile bir iki kaşık tatlı olan yüksek kalori (puan) getirecek. Sözel2’den yüksek puan almak isteyen öğrenciye gelince. Önce sosyal1-2, Türkçe, edebiyat karışık ızgarasından alayım diyor. Ardından tepeleme olmasa da mat1’li makarnanın 3’te 1’ini bitiriyor. Fen bilimleri tatlısını ise yer, ya da yemez. Ve yabancı dil puanıyla tercih yapacak öğrenciler. Onlar iki hafta üst üste lokantaya gelecek. İlk hafta ana yemekleri Türkçe ve sosyal1 testleri. Ama öyle bir dalmalılar ki tabağı bile yemeliler. Mat1 testinin birazını belki bitirebilirler, fen1 tatlısına hiç dokunmasalar da ziyanı yok. Diğer hafta tepeleme dil tabağı onları bekliyor olacak. Öğrencilere altın öğütler Heyecanı yenmenin tek ilacı öğrencinin bol bol deneme sınavı çözmesidir. Sınav öncesi öğrenci çalışma, yeme, yatma alışkanlığı kısaca yaşamında hiçbir şey değiştirilmemeli. Sınavdan bir gün öncesini de abartılı geçirmemek lazım. Olağandışı hareketler stresi artırıyor. “Kalabalık yerlere girme, kalem tutacağın eline dikkat et, şunu ye, bunu yeme” gibi söylemler öğrencinin kaygı düzeyini artırıyor. Çocukların yeme alışkanlıkları bozulmamalı. Bir de bizde bir adet vardır, sınava bütün sülale gidilir. Bunu yapmayalım, keza bu durum öğrenciyi gerer. 1-Öğrenciler testlerden sonra 3N’yi araştırsınlar Öğrenciler, deneme sınavlarında yapamadıkları sorularda (Neden. Niçin. Nasıl) yapamadıklarını, 3N’yi iyi araştırsınlar. Çeşitli kaynakların deneme sınavları var. Bunları çözsünler ve neleri yapamadıklarını bulsunlar. 2-Kolay soruları zorlaştırmayın! Sınavda bir test tekniği var ve çan eğrisi dediğimiz sisteme göre sorular sorulacak. Yani soruların yüzde 10’u çok kolay, yüzde 20’si kolay, yüzde 40’ı normal, yüzde 20’si zor, yüzde 10’u ise çok zor olacak. Ancak adaylar arasında yapılan bir istatistik göstermiştir ki yüzde 10 çok kolay olan sorular gençleri elemekte. Gençleri uyarıyorum çok zor sorular olduğu gibi çok kolay sorular da olacak... Öğrenciler hep zor soruları çözmeye eğilimlidir. Lütfen kolay sorularda şaşırmasınlar. 3-Önce kuvvetli olan testlerden başlanmalı Sınavda belli bir süre veriliyor. Eğer o sürenin dışında gençler girdikleri sınavların sorularını çözseler, inanın tamamını çözerler. Ama ÖSYM “Bilgini belirli bir zaman içinde dikkatli kullanırsan ölçerim” diyor” Zamanı çok iyi değerlendirmek lazım. Önce kuvvetli olunan testlerden başlamalı. Ancak zamana karşı yarışta sürenin de çok iyi kullanılması gerek. Yapamadığınız soruyu atlayacaksınız. Daha sonra yaptıklarınızı yapacak, en son yapamadıklarınız için başa döneceksiniz. 4-Heyecandan korkmayın! Gençler sınava girdiklerinde ilk 15 dakika bir şey yapamam diye düşünecekler. Heyecan duyacaklar. Elleri terleyecek. Bunlar normal. Ama sonra bütün bir yıl çalıştıkları soruların benzerlerini görünce rahatlayacaklar. Ve çözmeye başlayacaklar. 5-Tercihlere dikkat edin Tercihlerin tek bir kuralı vardır. Hangi puan türünden tercih yapacaksa, o puan türündeki Türkiye başarı sıralamasıyla istediği okul ya da bölümün aldığı en son öğrencisinin rakamını bağdaştırmak… Örneğin 30 bininci olmuş bir öğrenci 15 binden başlar, 60 bine kadar öğrenci almış yerleri yazarsa kazanma şansını artırmış olur. Ekovitrin
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
| ||||||||||||||||||||