|ısparta haber|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya
 

Domuz gribinden daha tehlikeli

Isparta Burdur Tabip Odası Başkanı Dr. Metin Aydın, Domuz Gribi paniğinin yaşandığı günümüz Türkiyesinde adeta gündemden kaçırırcasına Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar yasası kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Pek çok genetik hastalık ve kansere sebebiyet veren gıda ürünlerinin bu yasa ile rahatlıkla ülkemiz piyasasına sürülmesi bizce Türkiye toplumunun sağlığında yaratacağı hasar ve zarar Domuz Gribinden çok daha fazla ve kalıcı olacaktır dedi.

Kategori  Kategori : Sağlık
Tarih  Tarih : 04 Kasım 2009 16:03

11 Punto 13 Punto 15 Punto 17 Punto Yazı Boyutu

Isparta-Burdur Tabip Odası Başkanı Dr. Metin Aydın, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Aydın, özellikle son günlerin önemli konusu olan domuz gribi konusundaki endişelerin yersiz olduğunu ifade etti. Aydın, açıklamasında şunları söyledi:

“Isparta Ülkemizde son günlerde yoğun bir şekilde Domuz Gribi ( HıNı virüsü ) tartışılmaktadır. Tüm basında ve kamuoyunda estirilen havaya bakılınca bu gripten çok büyük toplumsal ölümlerin olacağı algısı yaratılmak istendiği görülmektedir. Domuz Gribinin diğer mevsimsel griplere göre daha fazla yayılma özelliğinde olduğu doğrudur. Fakat öldürme oranının diğer mevsimsel griplere göre daha az olduğu ve genelde daha hafif seyirli olduğu da bir gerçektir. Nitekim şu anda toplumda geçirilen gribal enfeksiyonların % 99’unun Domuz Gribi olduğu yetkililerce belirtilmektedir. Bir gribal enfeksiyonun öldürücülüğü grip olan kişinin bağışıklık sistemi ve sahip olduğu kronik hastalıkların ağırlık derecesi ile yakından ilişkilidir. Bu tıbbi gerçekler ortada iken Domuz Gribinin salgın halinde toplumsal ölümlere şu anki tıbbi gelişmişlik ve tedavi imkanların olduğu ortamlarda sebep olacağı söylemi doğru değildir. Her gün basında Türkiye’de Domuz Gribi olan kişi sayısının tek tek sayılarak ilan edilmesi toplumda yaratılan panik durumunun artmasına sebep olmaktadır. Bulunduğumuz sonbahar ve kış mevsimlerinde gribal enfeksiyonların görülmesi kadar doğal bir durum yoktur. Doğal ve doğru olmayan ise her gribal enfeksiyon geçirenin ölümle sonuçlanacak bir süreç yaşayacağı algısının toplumda yaratılmasıdır. Bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en temel ve önemli yolu toplumda koruyucu sağlık uygulamalarına devletçe önem verilmesi, halkın yaşam koşullarında ve çevre faktörlerinde iyileştirmelere gidilmesi ve tabi ki aşı uygulama işlemleridir. Şu anki Domuz Gribi için geliştirilen tüm aşıları Dünya Sağlık Örgütü, Amerika İlaç ve Gıda Dairesi (FDA), Avrupa Sağlık Otoritesi önermektedir.

Türkiye Devleti de bu aşılardan 43 milyon adet doz alacağını ve bunun için de 600 milyon dolar ödeneceğini açıklamıştır. Türkiye Novartis, İnternational Baxter, Glaxo Smith Kline firmalarının ürettiği aşıları ithal edecektir.

Dünya ilaç pazarının % 50’sini 20 büyük ilaç firması yönetiyor. Bizim aşı alacağımız firmalar da dünyadaki en büyük ilk 5 ilaç firmaları arasında yer almaktadır. Dünyadaki toplam ilaç pazarının büyüklüğü 800 milyar dolar olup bu pastadan en fazla pay alanlar arasında bizim aşı ithal ettiğimiz firmalar da mevcuttur. Küresel büyük ilaç firmaları elde ettikleri kârları daha fazla arttırabilmek için özellikle ülkemizin de içinde yer aldığı gelişmekte olan ülkelerin yerli ilaç firmalarını, küreselleşme adı altında satın almaktadır. Nitekim Türkiye’deki en büyük 20 ilaç firmasının 15 tanesini yabancı sermaye grupları satın almış olup Türkiye ilaç pazarının % 74’ünü ele geçirmişlerdir. Yabancı ilaç firmalarına yerli ilaç firmalarını satın almak yetmemiştir. Kârlılıklarını daha da artırmak için bu ilaç firmaları dünya aşı üretim tekellerini de ellerine geçirmişlerdir. Şu anda tüm dünyada salgın yapacağı, büyük ölümlere sebep olacağı, tüm dünya ve yerli medyada yetkililer tarafından ilan olunan Domuz Gribine karşı dünyada 5 milyar doz Domuz Gribi aşısı üretileceği belirtilmektedir. Domuz Gribi aşısının tüm ilaç firmalarına yıllık getirisi 49 milyar dolar olacaktır.

Oysa normalde çok daha fazla öldürücü seyreden mevsimsel gribe karşı bu firmalar yıllık 1 milyar dolarlık mevsimsel aşı satmaktadır.

Bu gerçekler ışığında Türkiye’de ve dünyada estirilen panik havasına baktığımızda bizler tüm bu olaylara ister istemez şüphe ile bakar hale geldik. Geçmişte tüm dünyada panik yaratılan “Kuş Gribi” ve “SARS” sonuçlarına baktığımızda şu anda bizlere yaşatılan Domuz Gribi korkusuna, hele hele dünya ilaç sanayisinin bu konuda temiz bir geçmişe sahip olmaması nedeni ile şüphelerimiz daha da artmaktadır.

Sağlık Bakanlığı’nın Domuz Gribi salgınına gösterdiği hassasiyet ve aşı getirmesi girişimi aslında ilk bakıldığında takdire şayan davranış gibi görülmektedir. Fakat bu kadar büyük boyutta aşının getirilmesini, hele hele sağlıkta tasarruf tedbirleri adı altında Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın acı faturasının hastalara, hekimlere, kamu ve özel sağlık kurumlarına kesildiği şu günlerde, sonuçları ve seyri belli olan bir hastalık için bu kadar büyük miktarlarda paraların, yabancı ilaç firmalarına koruyucu hekimlik kılıfı adı altında ödenmesini anlamakta zorluk çekiyor ve uygun bulmuyoruz.

Yine bu aşılara yapılan ödemeleri haklı göstermek için toplumda yaratılan panik havasını ve tartışmalı hasta ölümlerini Domuz Gribi ile iliştirmeye yönelik çaba ve gayretleri hekim olarak hayretle ve esefle izlemekteyiz.

Türkiye’de 2002 yılından itibaren uygulanmakta olan Sağlıkta Dönüşüm Programı ile koruyucu sağlık hizmetleri dışlanmış, yabancı ilaç sanayi ve teknolojisine bağımlı kılındığımız tedavi edici sağlık hizmetleri ön plana çıkarılmış ve son sürat teşvik edilmektedir.

Türkiye’de koruyucu hekimlik hizmetlerine sağlık bütçesinden ayrılan pay 1996-2005 yılları arasında % 12’den, % 6’ya gerilemiştir. 2009 yılı itibari ile ise sağlık bütçesinde koruyucu hekimlik hizmetlerine ayrılan pay % 2.6’ya gerilemiştir. Sağlık Bakanlığı’nın koruyucu hekimlik uygulamalarını tamamen gözden çıkardığı ortadadır. Son “Sağlıkta Tasarruf” tedbirleri ile ödeme gücü olmadığı için yeşil kart verilenlerden bile katılım payının alınmaya başladığı, koruyucu hekimlik hizmetlerinin ön planda verilmesi gereken Aile Hekimliği’nin bile ücretli hale getirildiği, toplumun % 20’sinin hiçbir sosyal güvencesinin olmadığı Türkiye ve halk gerçekliğinde Domuz Gribi hastalığına Sağlık Bakanlığı’nın yaklaşımı tutarlı görülmemektedir.

Domuz Gribi paniğinin yaşandığı günümüz Türkiye’sinde adeta gündemden kaçırırcasına Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO) yasası kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Pek çok genetik hastalık ve kansere sebebiyet veren gıda ürünlerinin bu yasa ile rahatlıkla ülkemiz piyasasına sürülmesi bizce Türkiye toplumunun sağlığında yaratacağı hasar ve zarar Domuz Gribinden çok daha fazla ve kalıcı olacaktır. Koruyucu hekimlik uygulamalarını çok önemsiyoruz diyen Sağlık Bakanlığı’nın bu uygulamaya göz yumması ve sessiz kalması ise kabul ve af edilemez. Ne tesadüftür ki GDO üreten ve satan firmalar ile, laboratuar ortamlarında hastalık üretip yayan, ilaç ve aşı üreten tüm dünyaya pazarlayan firmalar hep aynıdır.

 Tüm bu yaşadıklarımız büyük dünya ilaç kartellerinin daha fazla kâr etme hırsı adına, planlayıp uygulamaya soktuğu ve bizlere dayatılan senaryolardan başka bir şey değildir.

Biz Isparta-Burdur Tabip Odası olarak Domuz Gribi ve GDO konusunda tüm kamuoyunu uyarıyor, yetkilileri göreve davet ediyoruz.

1-        Domuz Gribi hastalığı konusunda panik yaratmadan koruyucu hekimlik tedbirleri alınmalı, halka doğru eğitici bilgiler verilmelidir.

2-        Domuz Gribi aşısı öncelikle bağışıklık sistemi tam gelişmemiş çocuklara, kronik hastalığı olan risk altındaki kişilere, insanlarla yakın temas halinde hizmet sunan meslek gruplarına yapılmalıdır.

3-        1. Basamak Sağlık Hizmetleri ücretsiz hale getirilmeli buralarda koruyucu sağlık hizmetlerin verilmesine daha fazla önem verilmelidir.

4-        Sağlık çalışanların çalışma ortamları iyileştirilmeli, gribal enfeksiyon geçirenlere ücretleri kesilmeden istirahat verilmelidir.

5-        Halkın yaşam koşulları ve çevre tedbirleri iyileştirilmeli, tüm temel sağlık hizmetlerini ücretsiz alabilmeleri sağlanmalıdır..

6-        Sağlık bütçesinden koruyucu hekimlik hizmetlerine daha fazla pay ayrılmalı, yerli ilaç ve aşı sanayine destek verilmelidir.

7-        GDO yasası derhal iptal edilmeli, organik gıda üretimine önem ve destek verilmelidir.

8-        Her yönüyle yabancı ilaç ve teknoloji kartellerine hizmet eden Türkiye’deki Sağlıkta Dönüşüm Programı yerine milli değerlere dayalı “Sağlıkta Sosyalizasyon” politikaları uygulanmalıdır”

 

      HABERİ PAYLAŞ Bookmark and Share
Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

 

ANKET

SİZCE ISPARTA BELEDİYE BAŞKANI GÜNAYDIN BAŞARILI MI ?



Tüm Anketler

 
   
 
 

DÖVİZ

  Döviz Alış Satış
  Dolar 1.8236 1.8324
  Euro 2.3158 2.327
 

SON HABERLER

 

Kullanım Şartları | Reklam Verin | Künye | RSS | Bize Ulaşın |

Tüm Hakları Saklıdır & ispartanews.com
 

isparta haberleri Rss Haber, ısparta haber,ısparta haberler,ısparta news,haber ısparta,ısparta secim,ısparta siyaset,akp aday,haber32,manset32,