| |
Mevsimlik işçi gibi atama yapıldı
ısparta haberleri : Eğitim İş Sendikası Isparta Şube Başkanı Levent Çakan, yarıyıl değerlendirmesinde bulundu.
Kategori |
: Türkiye |
Tarih |
: 22 Ocak 2010 16:50 |
Yazı Boyutu
haberler ısparta : Çakan’ın değerlendirmesi şöyle: “2009-2010 eğitim öğretim yılının tatil zili cuma günü çaldı. Ancak ne yazık ki geçtiğimiz bu dönemde eğitimin sorunlarına çare bulmak bir yana sıkıntılar daha da artmıştır. MİLLİ EĞİTİM İDARİ KADROLARI VEKÂLETLERLE YÖNETİLDİ Milli Eğitim Bakanlığı yasalara uygun davranmak yerine yandaş sendikanın beklentilerini karşılamaktadır. Dolayısıyla yandaş sendika da ülke genelinde bir atama dairesi gibi çalışmaktadır. Ataması yeni yapılan genç öğretmenlerin bu sendikaya üye olmaya zorlandığı bilinmektedir. İktidardaki zihniyet norm kadrolarda eşitlik ilkelerine de uymamaktadır. Okul müdürleri istediklerine norm kadro uygulayıp atama yapılmasını sağlamakta, istediğini okulda tutmaktadır. Vekâletle yönetim olağanlaşmış, Mili Eğitim Bakanlığı’ndaki yaklaşık 25 bin idari kadro vekâletle yönetilir hale gelmiştir. Hüseyin Çelik döneminde 76. maddeyle yapılan atamalar çalışma barışını bozmuştur. Bu yöntemle yaklaşık bin kişi atanmış, yargı yoluyla iptal edilmesine rağmen Bakanlık bu atamaları ısrarla savunmakta, yargı kararlarını uygulamamaktadır. MEVSİMLİK İŞÇİ ATAR GİBİ ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILDI Aynı şekilde kadrolu, sözleşmeli, ücretli ve vekil olmak üzere dört farklı şekilde öğretmen istihdam etmeye çalışan Milli Eğitim Bakanlığı bu uygulamasını bu yıl da sürdürmüştür. Mevsimlik işçi atar gibi öğretmen ataması yapan Bakanlık, böylece eğitimin kalitesini de düşürmektedir. Şu anda ülkemizde 157 bin civarında öğretmen açığı bulunmaktadır, ama bu arada KPSS’ye girmiş 243 bin öğretmen adayı da atama beklemektedir. Bakanlık, atamaları eğitim-öğretim yılına başlamadan önce kadrolu olarak yapması gerekirken, öğretim yılının devam ettiği farklı aylarda plansız-programsız atamalar gerçekleştirmektedir. Atanamayan öğretmen adaylarını beklenti içine sokup, daha sonra da bütçe açığına endişesiyle bundan vazgeçmektedir. Bakanlık, atamalar konusunda keyfi uygulamalar içerisindedir. Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, göreve geldiğinde söylediği “sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınacağı” sözünü çabucak unutmuş, Maliye Bakanlığı’ndan ödenek çıkmadığı bahanelerine sarılmıştır. DERSHANE SEKTÖRÜ DEVLET ELİYLE BÜYÜTÜLÜYOR Yanlış eğitim sistemi, dershane sektörünün büyümesine neden olmuştur. 1970’li yıllarda 150 civarında olan dershane sayısı 1993 yılında 952, 2000 yılında 1864 ve 2008 yılında 4270’e ulaşmıştır. Her geçen gün de bu sayı artmaktadır. Okullardaki eğitim-öğretimin kalitesi düşürülmüş, böylece dershaneye başlama yaşı ilköğretim üçüncü sınıfa kadar inmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı, şimdi de dershanelerin önüne geçebilmek için onları özel okullara dönüştürmek gibi "garip" bir projeye imza atmaya hazırlanmaktadır. Bakanlık, hem de arsa tahsisi ve vergi muafiyeti gibi bazı kolaylıklar tanınacağını da ilan etmektedir. Yani Milli Eğitim Bakanlığı, kendi okullarını güçlendireceği yerde, devlet parasıyla dershaneleri özel okul yapmaya soyunmuştur. DERSLİK AÇIĞI-HİZMETLİ EKSİKLİĞİ Okullardaki fiziki koşullar 2009 yılında da iyileştirmeden uzak kaldı. Özellikle büyük şehirlerde 45-50 kişiye varan kalabalık sınıflarda, yetersiz kadro ile eğitim verilmeye çalışılmıştır. Uzun bir süredir eğitim kurumlarına yardımcı hizmetler ve genel idari hizmetleri sınıfında memur-hizmetli alımı da yapılmamaktadır. Okullarımızda kadrolu hizmetli sayısı yok denecek kadar azdır. “Domuz gribine karşı önlemlerimizi aldık” diye açıklama yapan Milli Eğitim Bakanlığı, pek çok okuldaki hijyenden uzak koşulları göremezden gelmektedir. EĞİTİME AYRILAN PAY YETERSİZ Milli Eğitim Bakanlığı’na 2010 yılı için ayrılan pay, toplam 28 milyar 237 milyon TL’dir. Bu bütçenin de 19 milyar 984 milyon 11 bin TL’si de personel giderleri olarak ayrılmıştır. Geriye kalan 8 milyar civarındaki parayla eğitime hangi yatırım yapılacaktır? Bu da gösteriyor ki hükümet, kendi hedefleriyle bile uyumlu bir bütçe hazırlamamıştır. 222 sayılı yasanın hükümleri de yerine getirilmeyerek, ilköğretim okulları ödeneksiz bırakılmaktadır. Öte yandan 2002 yılında bir öğretmenin maaşı aylık harcamalarının yüzde 52’sini karşılayabilirken, 2009’da toplam harcamalarının ancak yüzde 46’sını karşılayabilmiştir. Öğretmenlerin maaşlarının yoksulluk sınırının yarısının da altında kaldığı görülmektedir. Ülkemizde ortalama öğretmen maaşı 1.176 TL, dört kişilik bir ailenin zorunlu giderleri ise 2.546 liradır. E-Okul Sisteminde Karne Kabusu Milli Eğitim Bakanlığı'nın iddia ettiği gibi e-okul sistemindeki sorun giderilememiş ve dün tüm Türkiye'de okulların yüzde 50'sinden fazlası karne verememiştir. Demek ki Bakanlığa bağlı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nün bu sistemde geri kaldığı, teknik donanım ve personel açısından yetersizliği ortaya çıkmıştır. Bize ulaşan şikâyetlere göre Türkiye çapında birçok öğretmen ve idareciler gün içerisinde e-okula bir türlü ulaşamamış, Bakanlığa bağlı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nün yetkili personeli mışıl mışıl yataklarında yatarken; öğretmen ve idareciler, akşam hepsi okullarında, evlerinde sabahlara kadar çalışarak karneleri hazırlamaya çalışmışlar; yinede başaramamışlar. Bu sistemin iflasıdır. Dört gözle, karne bekleyen 16 milyon öğrencinin bir çoğunun karnesi sistem enkazında kalmıştır.Bunun sorumlularına,gereğinin yapılmasını bekliyoruz. Eğitim alanında bir yarıyılı daha yukarıda özetlediğimiz pek çok sorunla kapattık. Dileğimiz, en kısa sürede bu sorunlara acil çözüm bulunması ve hak ettiğimiz eğitim sistemine kavuşmamızdır.”
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|

DÖVİZ
|
Döviz |
Alış |
Satış |
| Dolar |
1.8236 |
1.8324 |
| Euro |
2.3158 |
2.327 |
| |