| |||||||||||||||||||||
| |ısparta haber|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya | |||||||||||||||||||||
28 ŞUBAT KOMUTANLIĞINDAN S.D.Ü. REKTÖRLÜĞÜNE!.....
28 ŞUBAT 1997 rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler adı altında 406 Sayılı Kararı destekleyen(polis amiri iken) ve sonraki dönemlerde baş örtülülerin üniversiteye girmemesi için imza atan ve bugünün S.D.Ü rektörü Hasan İBİCİOĞLU
28 ŞUBAT 1997 rejim aleyhtarı irticai faaliyetlere karşı alınması gereken tedbirler adı altında 406 Sayılı Kararı destekleyen(polis amiri iken) ve sonraki dönemlerde başörtülülerin üniversiteye girmemesi için imza atan ve bugünün S.D.Ü rektörü Hasan İBİCİOĞLU olduğu, kamuoyu tarafından bilinmekte iken o dönem den bu döneme geçen sürede, sayın İBİCİOĞLU’nun hayatında ve düşüncelerinde ne gibi bir değişiklik olduğu, bu süre zarfında hangi cemaat gruplarıyla iş birliği yaparak, S.D.Ü REKTÖRLÜĞÜ’ne geldiği, 28 şubat kararlarını destekleyen imzasının Rektörlüğe giden yolda nasıl karşısına çıkmadığı. Kamuoyu tarafından merak edilen sorular arasında. 28 Şubat denilen sürecin Türkiye'de İslam'ın engellenmesine yönelik bir faaliyet olduğu herkes tarafından bilinmekte iken Sayın İBİCİOĞLU bu kararı destekleyen, ilk imzayı atan olarak kamuoyuyla ve kendi vicdanı ile yüzleşmesi açısından bir açıklama yapması bekleniyor. Rektörlüğe geldiği dönemden bu güne kadar S.D.Ü içerisindeki yapılaşmanın çarpıklığı ve tarafçılığın hat safhaya çıktığı yandaş gruplarla iş birliği yapılarak kadrolaşmaya gidildiği iddaalar arasında yer alıyor. Ayrıca Süleymen Demirel Üniversitesi’nin bünyesinde bulunan konuk evi müdürlüğü hakkında çıkan haberlere kayıtsız kalan Rektör İBİCİOĞLU haberlerin doğruluğu karşısında, ilgililere hiçbir işlem yapmaması iddaaların doğuruluğunun yandaşlığın önüne geçememesi ,Sayın İBİCİOĞLU ‘nun taraflılığını bir kez daha ortaya koymuş oldu… İŞTE SAYIN İBİCİOĞLUNUN DESTEK VERDİĞİ KARARLAR. · 1-Anayasamızda cumhuriyetin temel nitelikleri arasında yer alan ve yine anayasanın 4'üncü maddesi ile teminat altına alınan laiklik ilkesi büyük bir titizlik ve hassasiyetle korunmalı, bunun korunması icin mevcut yasalar hiçbir ayrım gözetmeksizin uygulanmalı, mevcut yasalar uygulamada yetersiz görülüyorsa yeni düzenlemeler yapılmalıdır. · 2-Tarikatlarla bağlantılı özel yurt, vakıf ve okullar, devletin yetkili organlarınca denetim altına alınarak Tevhid-i Tedrisat Kanunu gereği Millî Eğitim Bakanlığı'na devri sağlanmalıdır. · 3-Genç nesillerin körpe dimağlarının öncelikle cumhuriyet, Atatürk, vatan ve millet sevgisi, Türk milletini çağdaş uygarlık düzeyine çıkarma ülkü ve amacı doğrultusunda bilinçlendirilmesi ve çeşitli mihraklarin etkisinden korunması bakımından: a)8 yıllık kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalıdır. b)Sadece 8 yıllık temel eğitimi almış çocukların, ailelerinin isteğine bağlı olarak, devam edebileceği Kuran kurslarının Millî Eğitim Bakanlığı sorumluluğu ve kontrolünde faaliyet göstermeleri için gerekli idari ve yasal düzenlemeler yapılmalıdır. · 4-Cumhuriyet rejimine ve Atatürk ilke ve inkılaplarına sadık, aydın din adamları yetiştirmekle yükümlü, milli eğitim kuruluşlarımız, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun özüne uygun ihtiyaç düzeyinde tutulmalıdır. · 9- TSK'ya aşırı dinci kesimden sızmaları önlemek için mevcut mevzuat çerçevesinde alınan tedbirler; diğer kamu kurum ve kuruluşları, özellikle üniversite ve diğer eğitim kurumları ile bürokrasinin her kademesinde ve yargı kuruluşlarında da uygulanmalıdır. · 10-Bu maddenin tam metnini Turkiye'nin uluslararası ilişkilerini ilgilendirdiği için yayınlayamıyoruz. · 11-Aşırı dinci kesimin Türkiye'de mezhep ayrılıklarını körüklemek suretiyle toplumda kutuplaşmalara neden olacak ve dolayısıyla milletimizin düşmanca kamplara ayrılmasına yol açacak çok tehlikeli faaliyetler yasal ve idari yollarla mutlaka önlenmelidir. · 12-T.C. Anayasası, Siyasi Partiler Yasası, Türk Ceza Yasası ve bilhassa Belediyeler Yasası'na aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı ve bu tür olayların tekrarlanmaması için her kademede kesin önlemler alınmalıdır. · 13-Kıyafetle ilgili kanuna aykırı olarak ortaya çıkan ve Türkiye'yi çağdışı bir görünüme yöneltecek uygulamalara mani olunmalı, bu konudaki kanun ve Anayasa Mahkemesi kararları taviz verilmeden öncelikle ve özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında titizlikle uygulanmalıdır. · 14-Çeşitli nedenlerle verilen, kısa ve uzun namlulu silahlara ait ruhsat işlemleri polis ve jandarma bölgeleri esas alınarak yeniden düzenlenmeli, bu konuda kısıtlamalar getirilmeli, özellikle pompalı tüfeklere olan talep dikkatle değerlendirilmelidir. · 15-Kurban derilerinin, mali kaynak sağlamayı amaçlayan ve denetimden uzak rejim aleyhtari örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı, kanunla verilmiş yetki dışında kurban derisi toplattırılmamalıdır. Milli Güvenlik Kurulu'nun (MGK) 28 Şubat kararlarının ardından gelişen olaylar şöyledir: Refahyol hükümeti nin Başbakanı Necmettin Erbakan'ın 'havada yakıt ikmali' olarak tanımladığı başbakanlık görevini hükümet ortağı DYP genel başkanı Tansu Çiller'e vermek amacıyla 18 Haziran 1997'de istifasını Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e sundu. Ancak Demirel, hükümet ortaklarının arasındaki protokolü dikkate almadı ve hükümeti kurma görevini TBMM'de çoğunluğu olmayan muhalefete, ANAP genel başkanı Mesut Yılmaz'a verdi.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
Bu habere toplam 3 yorum yazılmıştır. fçuhadar
[ 09 Mart 2012 20:22 ]
ammada sallamışsınız ha.... ben şimdi bir şeyler söyleyeceğim sizin hakkınızda.. bunlar darbe yapmayı felan diye .. onuda haber yaparsınız inşaallah .... KüçükÖmer
[ 16 Ocak 2012 22:34 ]
Rektör Ptesi ve Perşembe toplantılarına katılanlar arasında. Yöneticiler ve kadrolar burada belirleniyor. Ne platformmuş ama.
Hasan
[ 11 Ocak 2012 08:26 ]
Buldunuz mülayim Rektörü yüklenin bakalım.
Yorumların tamamını okumak için tıklayın. |
| ||||||||||||||||||||