| |||||||||||||||||||||
| |ısparta haber|seçilenler|siyaset|Ekonomi|ısparta ilçeleri|ıspartaspor|Türkiye|sdu|Sağlık|Teknoloji|Magazin|Video|Kadın|Dünya | |||||||||||||||||||||
deprem konuşmaları
ısparta ile ilgili deprem tartışmaları,siyasiler ,idareciler ve akademisyenler arasında yapıldı.
Jeoloji Mühendisliği İl Temsilcisi aynı zamanda SDÜ Jeoloji Mühendisliğinde Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Ali Yalçın, ilk konuşmayı yaptı. Yalçın, jeolojik çalışmalar konusunda bilgi aktardı. Jeolojik harita yapımının önemli olduğunu anlatan Yalçın, “Isparta mastır planı için yeni bir harita hazırlanması gerekir. Tektonik haritaların bölgesel olarak yeniden düzenlenmesi gerekir. Çünkü meydana gelen depremler nedeniyle panik olabiliyor. Faylar 2 türlü, aktif ve pasif. Bölgenin tektonik yapısı belirlenmeli. Ayrıca, doğal afetler araştırılmalı. Sel baskınları, heyelan gibi etkiler, önemli. 1995’te moloz-çamur akması doğal afet. Bunların çok iyi bir şekilde irdelenmesi, yerleşim birimlerine etkisi incelenmeli. Söz konusu haritalar da bu sınırlar belirtilmeli” dedi. Hidrojeoloji yani yeraltı sularının önemli olduğunu anlatan Yalçın, alivyon kaynaklı yerlerde yer altı suyunun olduğunu belirtti. Bu malzemelerin deprem esnasında zemin sıvılaşmasına neden olduğunu anlatan Yalçın, “Deprem anında bu alivyonlar sıvılaşmaya neden oluyor” diye konuştu. Yalçın, ön raporlarda bölüm, oda olarak destek sözü vererek, konuşmasını tamamladı. MİKRO BÖLGELEME ÇALIŞMASI SDÜ Deprem Araştırma Merkezi Müdürü Zakir Kanbur, mikro bölgeleme çalışması yapılması gerekir diyerek sözlerine başladı. Kambur, “Alanın depremselliğinin iyi tespiti, sarsılım özelliklerinin ortaya çıkartılması, yerin ilk 30 metre derinliğinin nasıl sarsılacağının ortaya çıkarılması en önemli parametre” dedi. Kanbur, mastır planında 25 bin haritalar olarak planlamanın yapılmasının gerekliliğini ifade ederken, “Bu zor ama yapılabilir bir olay. İl bazında planlama ve yapmaya muktediriz. Sarsılım özelliğini direk ölçmek yerinde bir çalışma olacaktır” dedi. Mikro bölgelemede 1/5 binlik harita, yerin özgün periyodunun çıkartılması gerektiğini anlatan Kanbur, bu üst yapımın kat irtifakını da belirlemede etken olacağını söyledi. Kanbur, zemin büyütme haritasının da yapılması gerektiğini ısrarla altını çizdi. Deprem olan yerlerde gözlemlenen binaların yan yatmış, zemine gömülmüş olmasının, sıvılaşma haritasının çıkartılması ile ilgili olduğunu söyleyen Kanbur, “BU harita da yapılmalı. Jeolojik entegrasyonla yerleşime uygunluk haritası çıkartılması gerek. Bunlar yapılırsa, biz bu yapılan haritalara uygun binalaşma yapabilirsek, depremden korkmamıza gerek yok” dedi. ISPARTA ÇANAK GİBİ, SINIRLARI BELLİ DEĞİL SDÜ Jeofizik Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Şakir Şahin, Isparta’nın depremselliği ve yapılması gereken çalışmalardan söz etti. Çay boyundaki çalışmada temelde yıkıkların çıkması, doğal adetlerin Isparta’da görüldüğünü gösterdiğini anlatan. Şahin, “Isparta yüzde 80 deprem bölgesinde, yüzde 15’lik kısmı 2.derece, yüzde 5’lik kısmı da 3.derece deprem bölgesinde. Keçiborlu Senir’de ciddi hasarlar yaptığını tarihte görüyoruz. Isparta tarihsel dönemde hasar yapıcı depremler olmuş. 6.5 şiddetinde depremde ne olur? Yüksek ivme binalara gelen kuvveti artırıyor. Isparta çanak gibi, sınırları belli değil. Köy yoluna giren araba gibi ortamı sarsıyor, bu da ivmenin büyük olmasından kaynaklanıyor. Yapılması gerekenler? Jeolojik yapının belirlenmesi gerek. Bu 1/25 bin ölçekli, genelden özele inen jeolojik harita, kent merkezinde 1/ 5 binlik harita, sismik harita, mikro bölgelendirme haritası yapılmalı, kat haritaları alınmalı. Kayalar haritaya işlenmeli. Bu çalışmada üniversite ve yerelde yapılmalı. Sonuçlar birleştirilerek sağlıklı sonuç alınabilir. Çalışma nereden başlanacak? Bu ciddi sıkıntı. Bu nedenle önce veriler bir araya toplanmalı, sonrasında çalışma şekillenmeli” diye konuştu. “Biz nerede oturduğumuzu bilmiyoruz” diyen Şahin, “Sismik ağ belirlenmeli. Bununla ilgili farklı yöntemler kullanılmalı” dedi. Şahin, “Mastır projesinde, mevcut durum, yol haritası, teknik çalışmalar, mali kaynakların araştırılması, eğitim, sosyal faaliyetler ve genel afet yönetimi ile deprem sonrası can kaybının en aza indirilmesi, kamu yapılarının, özel yapıların güçlendirilmesi ve teknik inceleme, yerleşim alanında öncelikle çalışma yapılmalı, ilk yardım yerleri belirlenmeli, senaryolar yapılmalı, köylerde ciddi sorunlar malum. İmar planı sorunları ortadan kaldırılması, yapılaşma kontrol altına alınmalı, halka yönelik etkin bilgilendirme yapılmalı” derken, son aşamada deprem dönüşümüne göre uzun vadeli plan yapılmalı” diye konuştu. SİSMİK KAYNAKLARIN DEPREMDE ÖNEMİ SDÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisleri Bölümü Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Ömür Çimen, balçıkta dahi en güvenli yapıyı yapabilirsiniz diyerek, “Kaynakların en iyi şekilde kullanılması” gerektiğini altını çizdi. Çimen, “Isparta’da sıvılaşma sorunu olmaz, şişmeye rastlanılmadı, az katlı yapılarda şişme ile ilgili problem görmüyoruz. Problem hepimizi, çözüm ortak kararda” dedi. Başbakanlığın yayımladığı Ulusal Deprem Stratejisi Yönetmeliğine göre davranılacağını söyleyen Çimen, yönetmelikte sorumluluğun inşaat mühendislerine verildiğini hatırlattı. Üniversite, kamu ve özel sektörün ortak hareketine dikkat çekilen yönetmeliğin, doğal titreşim periyotlarının belirlenmesi, depreme dayanıklı yapı tasarımında önemli olduğunun altını çizdi. Çalışmalar 3 grupta ele alınmalı diyen Çimen, “Sismik kaynakların tanımlanması, arazi koşullarının araştırılması ve eld edilen bulguların sismik mikro bölgelendirme haritalarına aktarılması gerek. Ardından deprem hazırlık planı yapılmalı. Haritalara zemin ve yapı stoğu değerlendirmesi önemli. Her disiplinden 2 kişilik ekip kurulmalı. Bu ekipler, kendi alt ekiplerini kurarak, tek çatı altında yürütülmeli, koordineli çalışmalı, bilgi akışı ve paylaşım yapılmalı” dedi. Isparta’da öncelikte kamu ve özel sektör binalarının zemin etüdü yapılmalı diyen Çimen, “yerel zemin koşullarının dinamik analiz programı ile değerlendirilmeli” dedi. 2012 Ekim ayında çok büyük bir kongre yapılacağını hatırlatarak, bilimsel etkinlikte temel, zemin özellikleri, deprem mühendisliği eğitimi, heyelan, kazılar gibi konuların inceleneceğini söyledi. BİNALARDA KULLANILAN MALZEMELER SDÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Kemal Yücel, yapı malzemeleri konusunda bilgi aktardı. Betonun inşaatta önemli olduğunu anlatan Yücel, “Bugün artık betonun elle dökülmesi yasaklanmıştır. Hazır betonda pompa ile her noktaya ulaşılmakta” diye konuştu. Betonda, boşluk olmadan üretebilmenin önemli olduğunu anlatan Yücel, “Türkiye’ye hazır beton 1990’dan sonra geldi. 90 yıl sonra Türkiye bu e kullanmaya başlıyor. Beton kalitesi 2000 yılından sonra artırıldı. 1990 öncesi yapılarda bugünkü yapı malzemesinin yarısı kullanılmış” dedi. Yapıyı incelerken, çabuk değerlendirmenin söz konusu olamayacağını anlatan Yücel, “Binaların 80 veya 90 öncesin mi oturuyor, ona bakmamız gerek. CE markalı ürünler gerek. Bu çok düşük düzeyde kullanılıyor. Türkiye’de beton ucuz. Yaptığımız her işte yönetmelik bizim kılavuzumuz olacak. Yapı çeliği çok önemli. 2007 Mart Deprem Yönetmeliği halen kullanılıyor. Sınırlı bilgi düzeyinde kolon, perde, yani donatıları ortaya çıkarabiliyoruz” diye konuştu. Adliye binasında yüksek mukavemetli çelik kullanıldığını söyleyen Yücel, bunun da çözüm olmadığını anlattı, çatlamalar olduğunu söyledi. ÇALIŞMALARDA YÖNETMELİK ESAS ALINMALI SDÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Fuat Demir, binalarda yıkımın önüne nasıl geçilmesi gerektiğini anlattı. Demir, “Tedbir alırken, yıkımın nedeni nedir bakışından bakmadığımız için çareyi de bulamıyoruz. Acaba deprem yönetmeliğimiz yetersiz mi? Dünyadaki tüm yönetmeliklerle paralel bir yönetmeliğimi var. Depremden sonuç çıkarmıyoruz. Yani problem her yerde aynı. Yıkılanlar neden yıkılıyor, yıkılmayanlar neden yıkılmıyor, o azman bizim ne yapmamız gerek. Her depremden sonra hazırlanan 100 yılık raporda, taşıyıcı sistem seçimi, donatı detaylar, malzeme ve hesap hataları. Ne yapılması lazım. Yönetmelik bize söylüyor aslında. P25 CİHAZI ALIMI YANLIŞ RÖNTGN CİHAZI DONATININ YERİNİ GÖSTERİYOR Demir, Vali Memduh Oğuz ve Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın’ın P25 cihazının alınmasına yönelik açıklamalarına karşı bir fikir savundu. Demir, “Dün P25’ten bahsettiler, ama bu yönetmelikte yok. Bütçemin yüzde 95’ini bu işte harcayacaksam, yanlış olur. Bina çürükse, bunun sorumluluğu ne olacak? Hızlı değerlendirme yapılarak asıl yapılması gerekenleri itmek demek. Asıl aşamada hiçbir şey yapamayacaksınız. 3 parametreye ihtiyacım var: temel özellik, bina geometrisi belirlenmeli. Binayı açacak donatılarına bakacaksınız. Binanın röntgen cihazı, bize donatının yerlerini gösteriyor. Bize fikir veriyor. Bu yanlış anlaşılmasın” diye konuştu. MALİYET HENÜZ AÇIKLAMANAZ İl Genel Meclisi’nde bu açıklamaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Deprem konusunda yapılacak araştırmaların maliyeti konusunda net bir açıklama yapmaktan kaçınan bilim damları, bu araştırmalar için 8 ayrı grupta çalışma yapılması gerektiğine işaret ettiler. HIZLI DEĞERLENDİRME YANLIŞ OLUR Depremde hızlı değerlendirme yapılamayacağını söyleyen bilim adamları, “Bizi yönetmelik bağlıyor. Yönetmelik çerçevesinde incelersek, kanuni açıdan problemleri en aza indirecektir. Hızlı ve kesin değerlendirmede maliyet de önemlidir. Hızlı değerlendirme daha çok maliyete neden olacaktır” diye konuştular.
Yazdırılabilir Sayfa |
Word'e Aktar |
Tavsiye Et
| Yorum Yaz
|
| ||||||||||||||||||||